Ana sayfa Geçmiş Tarih Geçmiş Tarih: Kayıp Şehir Atlantis

Geçmiş Tarih: Kayıp Şehir Atlantis

35
0
PAYLAŞ

Merhaba Teknoforza, takipçileri Geçmiş Tarih makalesine gelen olumlu yorumlardan sonra devam etme kararı aldık.  Sizlerin yorumlarıyla ilgisiyle bu makale serisine devam etmeye çalışıcağız. 

bu haftaki konumuz yıllardır bulunamayan ve halen kulaktan dolma bilgiler ile anlatılan ve efsanevi olan Kayıp Şehir Atlantis.

Peki bu atlantis’in tarihi nedir nasıl bir anda ortaya çıktı ve nasıl 1 gecede denizin dibine gömüldü ? 

Atlantik Okyanusu’ndaki muhteşem efsanevi ada Atlantis, Aralarından Eflatun’un da bulunduğu Antik Çağ’ın pek çok yazar ve düşünürünün eserlerinde anlatılmaktadır. Milattan yaklaşık 600 yıl kadar önce Atina’lı kanun koyucu Solon’a bir grup Mısırlı Rahip denizin ortasında bulunan fantastik bir krallıktan söz etmişlerdi. Bu rahipler, Solan’a bu krallığın 9.000 yıl kadar önce çok güçlü bir krallık olduğunu anlatmışlardı.

Eflatun’un anlatığı öyküde de Atlantis’in birbiri içine geçmiş bir kaç adadan oluştuğu söylenmektedir. Ortada bir su kanalıyla çevrili bir ada bulunmaktadır. Bu su kanalı da çemberimsi bir adayla çevrilmiştir. Tümü iç içe dokuz su ve dokuz da kara çemberi bulunmaktadır.

Atlantis hükümdarı, Yunan mitolojisinde Poseidon adı verilen deniz tanrısı Neptün’dür. Neptün burada karısı Cleito ile birlikte yaşamaktadır. Beş ikiz olmak üzere toplam on tane oğulları bulunmaktadır.Bu on erkek çocuktan Atlas adını taşıyan biri en ortada bulunan odanın kralı olur. Diğer dokuzu ise geri kalan çember şeklindeki dokuz adanın hükümdarı olurlar. Atlantis’in kralları ve halkı işte bu on çocuktan türemiştir.

Atlantis zengin ve müreffeh bir ülkedir. Atlantis kenti de kırmızı ve siyah taşlardan inşa edilmektedir…Kent çok güzel imar edilmektedir.Evleri belirli bir düzen ve uyum içinde yapılmaktadır. Evlerin çok güzel olmasına özen gösterilmektedir. Çatıları kırmızı bakırdan yapılmakta öyleki güneş vurduğunda hepsi prıl prıl parlamaktadır…Ortadaki ada en güzel inşa edilenidir.İki tane görkemli tapınağıyla gerçekten göz alıcıdır. Tapınaklardan biri Neptün ve Ceito’nun anısına yapılmıştır.Bu tapınağın çevresine altından bir duvar yapılmıştır. Yalnızca Neptün’ün anısına yapılan diğer tapınağın çevresinde ise gümüşten bir duvar bulunmaktadır. Çatısı ise fil dişinden, bakırdan altından ve gümüşten yapılmaktadır.

Fakat her güzel şeyin olduğu gibi Atlantis’in bu altın çağının da sonu gelmiştir. Bu nedense garip bir yazgıdır. Atlantis de bu yazgının dışına çıkamadı… Halk bu şaşaalı yaşam sonunda çok büyük bir yozlaşmaya uğradı. Bu yozlaşma sonunda disiplinlerini kaybettiler ve Atinalılar tarafından yenilmekten kurtulamadılar…

Ancak felaket bunlarla da bitmedi. Tanrılar Atlantisliler’in şımarıklığını daha büyük bir felaketle cezalandırmaya karar vermişlerdi. Ve bir gün ne olduysa oldu bir gece içinde okyanus bu dokuz çember şeklindeki adayı yuttu.

 

Bilim insanlarının yaptığı keşif, okyanus tabanı ve derinliklerine inen ses dalgalarını kullanan sismik ölçümler sayesinde yapıldı. Araştırma ekibindeki Ross Hartley, sismik verilerle oluşturulan haritanın, efsanevi ‘Atlantis’ adasını anımsattığını belirtti. 

Araştırmacılar, kara parçasında sekiz büyük nehir ortaya çıkarırken, okyanus tabanının altından taş örnekleri topladı. Örneklerde çiçek poleni ve kömüre rastlanması, kara parçasında yaşama olanak veren bir coğrafi yapı olduğunu savundu. 

White, “deniz tabanının altında küçük fosiller gibi deniz yaşamına ait örnek bulduklarını, bunun da keşfedilen kara parçasının bir zamanlar su seviyesinin üzerinde olduğunu, sonradan denize dibine çöktüğünü gösterdiğini” belirtti. 

Diğer bir deyişle ”Herkül’ün Sütunların” (yani Cebelitarık Boğazı, Akdeniz’in ağzı) ötesinde Atlantik Okyanusunda bulunmaktadır. Buna rağmen Atlantik’te ya da başka hiçbir yerde bulunmamıştır. Son on yıllar içerisinde oşinografi ve okyanus taban haritalanmasındaki gelişmelere rağmen Atlantis’in hiçbir izine rastlanmamıştır. İki milenyum boyunca okuyucular derinlerde bir yerde batmış bir şehir ya da kıta olduğuna dair düşünceler barındırmaları anlaşılabilir bir şeydir. Dünya’nın okyanusların derinliklerinde bir sürü gizem bulunmasına rağmen, Dünya’nın tüm oşinografların (deniz bilimcilerin), denizaltı dalgıçların ve derin deniz seviyelerine inen sondaların ”Libya ve Asya’nın birleşiminden daha büyük” bir karayı nasıl gözden kaçırdıkları akıl almazdır.

Atlantis şehrinin 2000 yıldan uzun süredir denizin altında olduğu düşünülüyordu. Yüzyıllar boyunca kaşifler, Yunan filozof Platon’un bahsettiği kayıp şehrin kanıtlarını aramak için Girit, Malta, Sicilya ve Santorini adalarını inceledi.

Şimdi ise bir bilgisayar programcısı bu teorileri reddederek, şehrin hiçbir zaman denize batmadığını idda ediyor. Alman programcı Hubner şehri, Fas’ta kara üstünde bir alanda bulduğunu söylüyor.

Atlantis her ne kadar yeri Fas’ta olduğu düşünülse de kanıt olarak hiç bir bulgu yok.  Ayrıca Fas’ta olduğu düşünülse de teorik olarak imkansız gibi gözükmekte neden mi ?

Atlantis’in Fas’ta olduğunu düşünürsek Atina’yı fethetmek üzere yola koyulup koca bir kıtanın geçilmesi gerekiyor ve bu büyük bir uzaklık. 

Ayrıca diğer seçeneklerde değerlendirilmeli, Akdeniz – Karadeniz – Ege Denizi, bu sular özellikle atina’ya olan uzaklığı düşürüyor. 

Kayıp Şehir Atlantis günümüzde bir görseli bulunmasa da ve yeri henüz bulunmasa da elbet bir gün bulunacak.  Bir çok sır ve ilk medeniyetler ile ilgili bir takım sorular cevap bulmuş olacak, kim bilir belki gelecek kuşaklarımız bu keşfi yapacak.

 

Kim bilir belki de bir uydurma bir peri masalı  veya bir gerçek. Tek gerçek bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor olması.