Ana sayfa Makaleler Geçmiş Tarih Geçmiş Tarih: Nemrut Dağı Efsanesi!

Geçmiş Tarih: Nemrut Dağı Efsanesi!

425
0
PAYLAŞ

Merhaba takipçileri, uzun bir süredir Geçmiş Tarih makalesi paylaşılmıyordu nihayetinde yeni bir konu ile beraberiz. Bu haftaki geçmiş tarih makalemizde son dönemlerde oldukça sıklıkla bahsedilen Nemrut Dağı efsanesi’ne değineceğiz.

Nemrut Dağı özellikle Türk arkelojisi için oldukça önemlidir, zira 1900’lü yıllarda ilk türk arkeologlar burada kazılara başlayacak ve sonraki yer Efes Antik Kenti olacaktır. 
Bunun haricinde Nemrut Dağında ilk kazılar 19. yüzyılda başlamış ve bu kazılar alman arkeologlar tarafından başlatılmıştı. 

Nemrut DağıKommagene kralı Antiochos Theos, MÖ 62 yılında bu dağın tepesine, pek çok Yunan ve Pers tanrısının heykelinin yanı sıra kendi mezar-tapınağını da yaptırmıştır. Mezarda, bir kartalın başı gibi, tanrıların taş oymaları bulunur. Heykellerin diziliş şekli hiyerotesyon olarak bilinir.

19. yüz yıldan bu yana Fransız-Alman-İngiliz ve türk arkeologlar tarafından yüzlerce kazı başlatıldı ancak günümüzde Kommagene kralı Antiochos Theos’un mezarı halen bulunamadı.

Diğer yandan 19 ve 20. yüzyılda Nemrut Dağının yerel halkı tarafından lanetli bir yer olduğuna inanılıyordu. Pek çok altın ve kralın mezarını bulabilmek amaçlı bir sürü halk ve define avcıları dağın altındaki tünellere girdi kimisi kayboldu bulunamadı kimisi ise bedenleri sanki birden bire yanmış yıldırım düşmüş veya elektirik çarpmış bir şekilde cesetleri bulunduğu söylenilir. 

 

Halk bu yüzden lanetli olduğunu uzun yıllar boyunca savunmuş ve 1987 Yılında UNESCO, Dünya Miras Listesi’ne Alınması ile birlikte halk bu dediklerinden bahsetmemeye başladı.

Nemrut Dağı

Anadolu’nun güneydoğusunda Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve Fırat Nehri’nin çevrelediği verimli topraklarda kurulan Kommagene Krallığı, tarih sayfalarına MÖ 850 yıllarında Asur kayıtları ile girmiştir. O yıllarda Kommagene Krallığı Asurların egemenliği altındadır. Devam eden yıllarda Perslerin ve Büyük İskender’in istilasını yaşamış olan Kommagene, MÖ 130 yıllarında bağımsız bir hale gelmiştir.

Nemrut Dağı’nın tepesinde yalnızlığa terk edilen heykeller ve diğer Kommagene Krallığı kalıntılarından Osmanlı’nın son dönemine kadar dağa çıkan çobanlar dışında kimsenin haberi olmadı.

Osmanlıların Almanlarla ortaklaşa yaptığı Anadolu-Bağdat demir yolu hattının keşif çalışmaları sırasında, köylülerin ısrarıyla Nemrut Dağı’na tırmanan Alman Mühendis Karl Sester, heykellerini görünce Berlin’deki Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi’ne bir mektup yazdı. Mektubun ardından, bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki bir ekip Nemrut Dağı’na geldi. Uzun incelemeler sonucu, buldukları kitabeyi çözerek eserlerin Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırıldığını ortaya çıkardılar. Antiochos’un ağzından yazılmış olan kitabe, Nemrut Dağı’nın sırrını ve Antiochos’un yasalarını içermekteydi.

Nemrut Dağı

Antiochus’un mezarı bölgede bulunduğu kesin gözle bakılıyor ancak bulunamıyor, bunun sebebi ise yukarıda bahsettiğim üzere Nemrut Dağı’nın altındaki Antik Mısır’dan daha karmaşık bir tünel yapısı olması ve daha öncesinde anlamsız bir şekilde bulunan cesetler sebebiyle bazı tünellere girişler yasaklandı ve sadece bir kısmına girilebiliyor. Bunun haricinde henüz keşfedilmemiş tünellerde bulunuyor.

Antiochus’in mezarının henüz bulunamamasının sebebi ise sakladığı sırlar olarak gösteriliyor, heykeller ve yeraltı tünelleri (diğer yandan yok olan uygarlığın Nemrut Dağının altındaki tüneller ile ulaşılan bir şehir olduğunu ve uzunca bir süre bu uygarlığın yaşamına yer altında devam ettiği söylenilir)

Bunun haricinde ise Antiochus’un sırları başta Hristiyanlık ve agartha uygarlığı ile ilgili bilgiler barındırdığını ve Antiochus’un sonsuzluğu arayan ölümsüz bir kral olmak istemesinide unutmamak gerekiyor.

O dönemlere ait Antiochus’un kendi mezarını yaptırdığı yerin girişe yazdırdığı yazı ise şöyle; ”İşte Gördüğün gibi. Tanrılara gerçekten layık olan bu heykelleri ben diktirdim Zeus, Apollo, Ares’in heykelleri ve her şeyi besleyen vatanım Kommagene’nin heykeli. Aynı taştan yapılmış ve aynı tahta oturarak, duaları işiten tanrıların yanına kendi heykelimi de diktirdim, ve sen kardeşim buraya gelip bana dua edersen seni duyacağımı unutma!”  

 

Antiochus’un mezarı bulunduğunda sizce ne sırlar ortaya çıkacak veya gizlenecek mi ?

Müze Müdürlüğünden gerekli bilgileri öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Evet arkadaşlar bu haftaki geçmiş tarih makalemizin sonuna geldik, umarım beğenmişsinizdir. Yeni bir makalede görüşmek üzere, hoşçakalın.