Ana sayfa Makaleler Geçmiş Tarih Geçmiş Tarih: Tarsus’daki Gizemli Kazıda Neler Oluyor ?

Geçmiş Tarih: Tarsus’daki Gizemli Kazıda Neler Oluyor ?

1286
0
PAYLAŞ

Geçmiş Tarih: kaldığı yerden devam ediyor bu haftaki konumuz gündeme son ayalarda epey meşgul etmiş olan Tarsus’daki kazı.

Tarsusta Neler Oluyor ?

Mersin’in Tarsus, ilçesinde bir evde yaklaşık 10 Aydır devam eden bir kazı çalışması var kimse hiç bir şeyi bilmiyor ve bu kazı Mit olmak üzere Özel Harekat Timleri tarafından korunması ise daha ilginçleştiriyor konuyu. Peki burada ne var ? ne kazısı yapılıyor ne buldular ? 

Tarsus Kazı

Aslında bütün her şey 2012 yılında bir polisin hayatını kaybetmesiyle başladı. Tarsus Emniyet Müdürlüğün’de görev alan  Polis Memuru Mithat Erdal’a  Definecilerin arasına sızmasını ve gömü ve kazı hakkında bilgi aktarılması görevi verildi.

Polis Memuru Mithat Erdal, defineciler ile birlikte kırmızı boyalı evi kiraladı ve kısa bir süre sonrasında kendi beylik tabancası ile başından vurulmuş halde bulundu. 

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrasında Tarsus Emniyet Müdürü tutuklanarak cezaevine konuldu.

Şehit Mithat Erdal’ın eşi, kocasının cinayete kurban gittiğini ileri sürerek yeniden soruşturma başlatılmasını istedi. Savcılık talimatı ile polis memurunun kiraladığı evin avlusunda bir çalışma başlatıldı ve kazı o gün bugün’dür  devam ediyor.

Kazı İle İlgili Tahminler!

Şimdi gelin ilk olarak Tarsus’un tarihçesine bakalım. 

Tarsus’un tarihi Hititlere kadar dayanıyor ve 1934 yılları arasında Gözlü Kule Höyüğünde yapılan kazılar bu yörede ilk yerleşmenin Neolitik dönemle başladığı ve Orta Tunç çağa değin kesintisiz sürdüğünü ortaya koymuştur. Kent önceleri Toros adıyla anılmış sonradan bu ad Latince de Tarsus olmuş ve zamanımıza kadar da gelmiştir. Tarsus’u ilk kez kimin kurduğu konusunda çeşitli söylenceler vardır. Bunlar’ ın en yaygın olanı, kentin Asur Hükümdarı Sardanapal’ın kurduğudur. Yöreye I.Ö. VII-VII.yy’ da geldikleri sanılan Yunanlıların burada bir yer yerleşmeyle karşılaştıkları kesindir.

Bir süre Asur egemenliği altında kalan yöre daha sonra prenslerin, İskender in eline geçti. İskender’ den sonra Tarsus, tüm Kilikya ile birlikte Selökin der’ in payına düştü. I.Ö. 246’da Mısır yönetimine geçtiyse de bir süre sonra geri alındı. I.Ö. 66 da Kilikya bir Roma vilayeti olunca, Tarsus’ ta bunun merkezi durumuna getirildi. Tarsus’ a tarihi bir önem kazandıran Cydunus(Tarsus Çayı) o dönemlerde kentin içinden geçmekteydi. Kleopatra ve Romalı komutan Marcus Antonius, Tarsus’ a bu ırmak yoluyla gelmişlerdir.

Tarsus Hıristiyanlığın kurucularından Aziz Paul us’un doğduğu kent olarak da önem taşır. Ayrıca ünlü coğrafyacı Strabon I.Ö.I. yy da Tarsus’ ta dil bilginleri filozof ve yazarların yaşadığını yazar. Tarsus’ un tarihi, Müslümanlığın ortaya çıkışından kısa süre sonra, hareketli bir aşamaya girdi. Miladi 639 Hicri 17 Yılında Müslümanlar Tarafından Feth edilmesi ile Tarsus, Bizanslılardan Müslümanların eline geçmiş oldu. Tarsus Müslümanların Feth etmesi ile beraber çok sayıda el değiştirmiştir. Ta ki Hicri 761 / Miladi 1360 Yılına kadar bu el değiştirmeler olmuştur. Abbasi ve Emeviler dönemlerinde Özellikle Halife Memun döneminde Tarsus kentinde ilmi çalışmalara çok önem kazandırılmıştı.

Tarsus’ ta bir çok kutsal abideler vardır. Danyal Peygamber’ in Kabri Tarsus’ ta dır. Makam Cami’sinde. Miladi 633, hicri 218 yılında Halife Memun Bizanslılarla Savaşmak için Tarsus’a geldiğinde, bu gün Şeker Pınarı diye bilinen yerde yemiş olduğu yemekten zehirlenerek Vefat edince Ulu Caminin doğu kısmında bulunan Babası Halife Harun Reşit’in sadık hizmetkârı olan Hakan’ın evine defni yapılmıştı. Bu gün Halife Memun’un Kabri, Şit ve Lokman a.s Makamları Ulu Cami de bulunmaktadır. Bilâli Habeşi’nin de Makamı var, ayrıca adına bir de küçük mescit yaptırılmıştır. Küçük Minare Cami Avlusunda ise Tarsusta 18 yıl Kadılık Yapan Kasım bin Selam’ın, A.Kadir Geylani’nin Torunu, ve Tolunoğulları Devleti hükümdarı Ahmet b. Tolun’un Kabri bulunmaktadır. 

Evin altında ne bulunduğuna dair hiç bir bilgi yok iken o kadar çok şey var ki, hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz. Kimi “30 ton altın var”, kimi “30 altın şamdan çıktı”, kimi de “Roma İmparatoru Dakyanus’a ait hazine var” diyor. Kimi ilk İncil’in bulunduğunu kimi de Danyel Peygamberin hazinesinin evin avlusunda olduğunu iddia ediyor. Mahalleli Danyel Peygamber’in hazinesinin, çok kıymetli bir madenin, tarihin akışını değiştirecek buluntuların ve tarif edilmemiş ilk İncil’in bulunduğunu iddialarını peş peşe sıralıyor.

Bu bölgede daha önce bir çok tarihi eser bulundu MS 2’nci yüzyılda inşa edildiği düşünülen Donuktaş diye bilinen Roma tapınağına, kuş uçuşu 100 metre mesafedeki kazı alanının nekropol yani mezarlık olduğu biliniyor. Yine kazı yapılan alana 150 metre mesafede 1993 yılında Emniyet Müdürlüğü inşaatı hafriyatında M.S. 1’inci yüzyıla ait mezar anıtına rastlanmış ve çok sayıda buluntu Tarsus Arkeoloji Müzesi’nde koruma altına alınmıştı.

Mithat Erdal’ın eşi ise daha önce şöyle bir açıklama yapmıştı Erdal, “O dönemde bir kazıda 32 şamdan, sikkeler ve altın taslar bulunmuş, ancak o müdürler ‘Kazı boş çıktı’ diye rapor düzenlemişler. Eşim ise ‘Onlara yedirmem, bunlar devletin kasasına girsin’ diyordu. Bu yüzden öldürüldüğünü düşünüyorum. Bana sürekli ‘Başıma bir şey gelirse emniyetteki amirlerim ve tutuklanan 7 kişi sorumludur’ diyordu. Bu sözleri söyledikten 11 gün sonra öldürüldü.”

İşte O Resim!

Kazının yapıldığı Evin sahibininde fazla bir bilgisi olmadığını söylese de bir şeyler biliyor gibi gözüküyor ve evin altında eski bir antik şehir bulduklarını söyledi. 

Kazı yapılan evin yer aldığı çıkmaz sokağın başında polis bariyeri var ve sivil polis adeta kuş uçurtmuyor. Evin bulunduğu dar sokağın girişinde ise kurumuş hazır beton izleri var. Bunu bazı mahalle sakinleri kazı alanında betonla güçlendirme çalışması yapılmış.

Kazının yapıldığı ve doğu tarafa düşen avlunun ters istikametinde bulunan ve evin ana giriş kapısının da baktığı sokaktaki çökmeler son günlerde artış gösterince, burası her iki taraftan da polis bariyerleriyle kapatılmış. Kazı yapılan evin girişinde ise sürekli bir araç hazır bekliyor. Gün içinde evin önünde hiçbir hareket yok. Akşam olup saat 19.00’u gösterdiğinde başka bir araç geliyor evin önüne ve 4 kişinin indiğini görüyoruz. 4 kişi eve girerken içeriden çıkan 2 kişi ise gün boyu bekletilen diğer araca binerek uzaklaşıyor. 

Kazı nedeniyle evin çevresinde göçükler oluştuğu dikkat çekiyor.

 

Şimdi bütün her şeyi bir kenara bırakalım. Kimisi Kleopatra hazinesi bulunduğu söylenilse de durum nedir pek bilinmiyor, tarihin akışını değiştirecek buluntular olduğu söyleniliyor bu ne olabilir ?  İlk incil bulundu ise yani bu kadar MİT olmak üzere özle harekat polisleri ile neden korunuyor ?  

Ayrıca bu kazı Başbakanlık bilgisi dahilinde yapıldığı söylenilmekte.

Kazı Alanına Milletvekilleri dahi giriş yapamamakta. 

Konu daha öncesinde Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın TBMM’de verdiği sorgu önergesi sonrasında bakanlıkça verilen cevapta, kurtarma kazısının Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Tarsus Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile başlatıldığını, çalışma yapılan bölgenin 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilli olduğu ve bilimsel kazı dışında herhangi bir kazı çalışmasının gerçekleştirilmeyeceği belirtildi.

 

Benim kafamı kurcalayan şey ise Agarta uygarlığına açılan 100 kapı olması acaba bu kazı alanında agarta uygarlığına açılan bir kapı mı keşfedildi ?

Bu makalemizin sonuna geldik. Muhtemelen önümüzdeki hafta Agarta uygarlığı ile ilgi bir makale yazacağım.

Ancak şunu söylemeliyim ki tarihin akışını değiştirecek bir eser bulundu ise halktan gizlemeleri gayet doğal olabilir dünya üzerinde eğer tarihin akışı değiştirecek bir eser ise ülkeler arasında çatışma hatta savaşa davetiye çıkartabilir. Bana kalırsa Çok önemli dünyayı ayağa kaldıracak bir şey var orada kim bilir belki bir dünya dışı varlıklar ile ilgili bir araç kalıtı veya ahit sandığı bulunmuş olabilir.

Bakalım bu kazı ile ilgili ne zaman bir bilgi paylaşılacak bilinmez ama orada büyük bir şey bulunduğu kesin. 

Belki de hiç görmemiş gibi veya bu kazı hiç olmamış gibi yaşamaya devam ederiz.

Yeni bir makalede görüşmek üzere hoşçakalın.